0555 000 00 00  |   [email protected]  |  
Menü

Ahmed Arif: "CANIM TÜRKÇE"

Ahmed Arif:

Ahmed Arif'in, Ankara Telgraf Gazetesinde 13 Temmuz 1957'de çıkan bir yazısı:

Afyon Lisesi'nde ilk derse kalkışımı hiç unutmam. Bütün sınıf, konuşma düzenimi yadırgamış olmalı ki kahkahayla gülmüştü. Bense aksine, onların dilini çok kaba bulmuştum. Çok değerli, bilgin, hocam Dr. Gündüz Akıncı imdadıma gelmeyeydi, kim bilir daha nice acı duyacaktım. Üç değil, beş değil, yüzlerce yaşıtımla nasıl baş ederdim? İnat bu ya, bir ayda İstanbul ağzı Türkçeyi konuşur oldum. Gel zaman sılama vardığımda bu kez de anam, bacılarım yadırgadılar beni. Odur, budur, konuştuğum kimsenin şivesine uymaya bakarım. Salt şairlikle yetindiğim sıralar, bana güzel gelen dilden, kelimelerden ötesini düşünmezdim. Bir yol, yazarlığı iş edinince mesele çatallaştı. Aslında şiir dili, konuşma dili diye bir ayrım gözetmek yanlış. Ama Türkçemiz o hale gelmiş ki anamın deyimince Arap çalar, Acem oynar! 
 
Ben Türkçe diye ne öğrendiysem, doğup büyüdüğüm evde ve katıldığım halk arasında öğrendim. Ataç, M. Şevket Esendal, Dr. Gündüz Akıncı'yla, bir de benden bir önceki nesille başlayan genç yazarlarımızın gayrısının kitaplarında doğru dürüst bir Türkçe bulamadım. Hala, işimden ötürü okumak zorunda kaldığım öyle başyazılar, dış icmaller var ki, yolunu bulsam, yazarlarını Türkçeye saygısızlıktan mahkemeye veririm! Gönül bu. Neler istemez ki! Adamı yolundan eder. Oysa bizim yolumuz, öyle dümdüz gitmez. Silmece kepir üstelik... Yunus'un bile elini kolunu koynunda bırakan yol.
 
Harami gibi yoluma 
Arkuru giden karlı dağ 
Ben yârimden ayrı düştüm 
Sen yolumu bağlar mısın?
 
(Ankara Telgraf, 13 Temmuz 1957)