Ana Sayfa Mektupları Şiirleri Biyografi Kitapları Hakkında Yazılar Duyurular Videolar Ordan Burdan Edebi Yazarlar Albüm İletişim
Şiirleri
Hakkında Yazılar
Ahmet Arif'i Yaratan Ortam

Ahmed Arif, işte bu ortamda yetişti. Ahmed Arif, 21 Nisan 1927 Perşembe günü, Diyarbakır’da doğdu. Babası, Kerküklü Arif Hikmet, annesi Erbilli Sare Hanım’dır. Bir söylentiye göre, Ahmed Arifin alalan, Kerkük’e devlet görevlisi olarak Rumeli’den gelmişler. Arif Hikmet Bey, nüfus memurluğu, nahiye müdürlüğü, kısa bir :süre kaymakamlık yapmıştır. Son görevi, nahiye müdürlüğüdür. Ahmed, ilkokulu Siverek’te, ortaokulu Urfa’da bitirdi. Arif Bey, onu, çevredeki serserilere uymasın diye, Afyon Lisesi'ne gönderir. Abisi Muhammed Necati, İsparta Ortaokulunda Öğretmen olduğu için, kardeşinin Afyon’a gönderilmesini salık verir. O lise yatılıdır. Ahmed Arif; yatılı olarak disiplinli, iyi bir eğitim görecektir.

ilk şiirlerini, ortaokulda yazar. Bunları, İstanbul’da çıkan Yeni Mecmuaya gönderir,5 Yeni Mecmuayı taradık, adını taşıyan bir şiire rastİayamadık. O günlerde öldüğünden, hangi adla yayımlandığını da soramadık.

Ahmed Arif, Afyon Lisesi’nde, geniş bir okuma ortamı bulur. Lisenin kitaplığı zengindir. Gündüz Akıncı (1914-1980), edebiyat Öğretmenidir. Gündüz Akıncı, çalışma saatlerinde roman okuma ' izni ahr yönetimden. Ahmed Arif in farkındadır. Ona, hangi kitapları okuması gerektiği konusunda yardımcı olur. Dostoyevskfyî, Tolstoy’u, Gustave Fiaubert'i, Özellikle de Emile Zola’yı okur. Türk •şairlerinden Cahit Kü leb iyi, Ahmet Muhip Dıranas'ı, Behçet Neca- tigil’i ve Faruk Nafiz’i okuyarak inceler. Bu yıllarda, daha lise birinci sınıftayken, Seçme Şiirler Demeti adlı bir seçkide şiiri yayım

lanır, Neyzen Tevfık’le aynı sayfada yayımlanmıştır şiiri Bu nunla övünürdü hep.

Liseyi bitirince askerliğini yapar, 1947'de, Di! Tarih veloğrafya Fakültesi’nin Felsefe Böltimü’ne yazılır. Ahmed Arifin gamında derin yaralar açan olaylar da fakülte yıllarında başlar. !

Ahmed Arif hakkında yergili, çoğu da övgülü, birçok y,;.ı yayımlanmıştır. Bildiğim değiniyle, tam bir araştırmaya dayarn üç yapıt var: Ahmet Oktay’ın Karanfil ve Pranga'sı, Şevket Beysançlu-Vecihi Timuroğla’nun ortak yayımladıkları Ahmed Arifi, Zıya Şekem Ahmed Arif ve Şiirini Besleyen Kaynaklar’t.  Refik Durbaş’m Ahmed jjf.Anlatıyor adlı yapıtı da çok önemli, ama bir araştırma değil, bigörüşme bu yapıt. Yüzlerce yazı, onlarca konuşma ve görüşme aranda dişe dokunur iki denemeden söz edebiliriz: Cemal Süreya, Almd Arif ve Muzaffer Erdost, Mavzerine Şiir Doldurur.

İkinci Dünya Savaşı’nda, Türkiye’de, Türkçülerin, Tusncıların, Turancı Türkçülerin, İslamcıların her birisinin ayrı ayrnesaplan vardı. Turancı Türkçüler, Almanya’ya dayanarak “Büyük 'ıran Devleti”ni kurabileceklerini hesaplıyorlardı. İslamcılar da, Seyetler’le İngilizlerin ve Fransızların yenilgisiyle, “İslam Birliği"ne k/uşabileceklerini umuyorlardı. Anadolu gerçeği, Türkiye toplum, yalnız, sofcularca düşünülüyordu. Sosyalistler, yapılan devrimiıişçi sınıfını, yoksul köylüyü ezdiğini görmüşler, onların sorunlma eğilmişlerdi. Kemalistler de, bozulan düzenin farkındaydılar!938’de, Başbakan Refik Saydam, devletin “A’dan Tyt bozuk” oldfunu duyurmuştu halka. Sosyalist şairler ve yazarlar, bir yandan «ilen halk yığınlarının sorunlarını ele alıyorlar, öbür yandan da, fazme karşı bir savaşım veriyorlardı. Kemalistler, faşist kabarmam, ezilen işçilerin, yoksul köylülerin farkındaydılar, ama zamamro zaman olmadığını, şimdi ulusal birliği korumanın gerektiğini scliiyorlar- dı, Önemli olan, savaştan uzak durmayı sağlamaktı. İşret İnönü,

yarlılığa vardı. Rus fütıiristlerînin doğrultusunda dizenin müthiş hareketini yakaladı, Devrimci Öz, devinim gücüyle, geleceği erek- îedi. Ö, türkülere değil, şarkılara yaslanır. Halk şiirini evrimleştirdi sanki. İnsanı, toplumsal katmanında yakaladı. Marksçı verileri ko ruyarak dizenin şiirsel yükünü bozguna uğratmadı. Kişisel duyarlığını, hiçbir şiirinde savsaklamamıştır. Ölüme ve yaşama özgü şiir-lerindeki özdekçi tutumunda bile özneî duyarlığım yakalayabiliriz. Onu, toplumsalcı Türk şiirinin kaynağı yapan budur» Cemal Süreya, Nazım Hikmetin şiirini materyalist bir şiir saymaz.  Övsa, Nazım Hikmet, 1921’den sonra, hemen her şiirinde, yaşamın özüne yönelmiş, insanı hep sınıfsal diyalektiği içinde yansılamıştır. Dünya şiirini bütün boyutlarıyla incelememiş olsam bile, sosyalist dünyayla yakından ilgilendim. Pablo Neruda, gerçekten, tanıdığım tek komünist şiiri yazmıştır. Komünist şair çoktur, ama komünist şiir, yalnız, Pablo’nun şiiridir. Şu anlamda ki, her şiiri, Marksçı diyalektik çatıyla kurulmuştur. Aşkı bile. Ama, şiiri ertelemeden, sosyalist özü yitirmemiş tek şair Nazım Hikmet'tir. Yazdığı her şey şiir değil elbette, ama Öğretisini savsaklamamıştır, Toplumsalcı hümaniz- masını şiirine emzirmiştir. Her dizesinde vardır bu özlem. Cemal Süreya da (1931-1990), bunun farkına varmıştır sonradan. Günlüklerinde Nazınvdan söz ettikçe, onun sosyalist öğretiyi, nasıl, her şiirine yansıttığını saygıyla, hayranlıkla anlatır.

Muzaffer İlhan Erdost, Üç Şair adlı yapıtında. Nazım Hikmet’i, Önce “Türkiye'de, bu yıllarda, siyasal alan sosyalizme kapalıdır. Sosyalist/komünistler siyasal/ideolojik demokratik haklardan yoksun olduğu gibi, emekçi sınıf ve katmanlar da, ekonomik çıkarlarım demokratik yöntemlerle koruyacak anlatım ve örgütlenme özgürlüğüne sahip değildir diyerek. Özgürleşme isteğiyle dolu görür.  Sonra “Cumhuriyet, yeni toplumu sağa karşı korumaya çalışırken, işçi sınıfının ekonomik haklarını baskı altına almıştır,*' kanısına varıyor.

Enver Gökçeyle (1920-1981) Ahmed Arif (1927-1991) işte bu toplumsal ve tarihsel gelişme sürecinde şiir yazmaya başladılar. Enver Gökçe, Pablo Neruda gibi, özdekçi diyalektiği, şiirinin doku- 

Bu bağı, yüzyıllar çözememiştir. Aşirete ve doğay geçmiştir. ‘Yüceliklere sığınabiiirdr aşiret. Sığmabüs “ağzında dom dom kurşunu değiî gül memeler olurdu.’

MuzafFer’in bir tasarımı bu. Ahmed Arifin yeti ve toplumsal yapıyı yorumluyor, Diyarbakır'la ve Al cukluğunun geçtiği Siverek’in dağlarla ilgisi pek c aşiret yapısı hâlâ sürüyor. Otuzüç Kurşun'un kurb dırlar (Özalp) ve egemenliğe karşı savaşmıyorlar. A kesin, yüceliklere sığmabilseler”, yiğitliklerini ser2 Onlar, “teke tek kimseye yenilınemişierdir." Demek, aş muştur çoktan. Otuz üç insan, otuz üç yurttaştır! henüz ulusallaşamamıştır. Hukuk devletine yakışn gısız infazm gerçeküstiicü bir eleştirisidir bu şiir.

Gül memeler değil Domdom kurşunu Paramparça ağzımdaki

dizeleri, savunmasız yurttaşlarına, uluslaşma sü; devlet kurduğunu söyleyen bir yönetimin hukuk di nın eleştirisidir. Bu yurttaşlar, aşiret töresini koruy ulusun yurttaşı olmanın tarihsel bilinci oluşmamış^

Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız Karşıyaka köyleri, obalarıyla Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu, '< Komşuyuz yaka yakaya.

Birbirine karışır tavuklarımız, î Bilmezlikten değil,

Fıkaralıktan        i

Pasaporta ısınmamış içimiz         i

Budur katlimize sebep suçumuz i Gayri eşkıyaya çıkar adımız Kaçakçıya 

kaynaklanan acıları, değişen düzenle daha da yoğniaşı, yaşam koşullan ağırlaşmıştır. Yurtseverlik üst düzeydediı

Dağlarının, dağlarının ardı,

Nazlıdır,

Uçurum kıyısında incecik bir yol Gider dolana-dolana.59

(Vay Kurbandan)

Doğup büyüdüğü coğrafyanın her oluşumu, olmlu'vecen, hayranlık uyandıran bir sözcük ekonomisiyle yasıtılr. Şiirin plastik değerlerini, belirtme sıfatlarından oluşan bamle tekniğiyle değil, niteleme yoluyla yerleştiriyor. Bu, ona «ün lirizm sağlıyor. Hiç kuşku yok ki, yurdunu çok sevmesi o, orçtenlik kazandırıyor. Yurtseverlik, etnik ve siyasal topluluhrınğmala> rıyla birlikte, var olan yaşamın siyasal, ekinse!, topluısal amma, kimliği belli bir topluluğun savaşımına duyulan ilgiin if*si olarak ortaya çıkmış, halkın yaşamını sağlayan üretirrçüçhıin bu-lunduğu coğrafyasını korumayı içeren bir kavramdı Yuryerlik, türlü yurtların, binlerce yıl boyunca birbirlerinden vrılr olmalarından kaynaklanan en derin duygulardan biridirBu cgunun taşıyanları da, tarihi yaratan halk yığınlarıdır. İşçi mfı yurt, yaşam kavgasını verdiği, iş gücünü harcadığı coğraadnurdun nimetlerinden, yeni düzenin kurucuları yararlanıyor*. Yinm koruyan toprak, yeni düzenin kumcuları tarafından aytıbnr:

Dağlarının, dağlarının ardı korkunçtur Hiç akıl edip de düşünen var mı?

Gün kimin hesabına tutar akşamı,

Rahmetinden kim demlenir bulutun,

Hayırlı evlât makina Nasıl canavar kesilir,

Kurdun, karıncanın rızkını veren Toprak nasıl ayartılır,

Yüz vermez topal Öküze

19. Ahmed Arif, agy, s.42.

Ve almaz koynuna kara sabonu  (Vay Kurban'dan)

Yeni düzen, yurdunda yaşayan insana yabancılaşınca, üreten güçler bitkin düşmüştür:

Sepetçioğiu'm bir kömür işçisidir.

Mavzer değil, kürek tutar Urfalı Nazif Mal. haraç-mezatttr,

Can, pazar-pazar.

Kırmızı, ak ve esmer,

Yumuşak ve sert buğdayları Yaratan ellerin sahibidir bu,

Kör boğaz, nafaka uğruna,

Maldan düşmüş, tebdil gezer..,

Bu güzel yıırt, “ağaçsız, kuşsuzt gölgesiz kalmıştır, çırılçıplaktır Yine de, “Bü cennet vatandırUğruna can feda olsun. (Burada, bir alaysîiama sezilse de, yurt sevgisi, olumlanmaktadır. Aiaysılama, yurdu bu duruma getirenlere yöneliktir.) Çünkü,

Yiğitlik, sen cehennem olsan da bile Fedayı kabul etmektir,

Cennet yapabilmek için seni,

Yoksul ve namuslu halka,

Budur ol hikâyet,

01 kara sevda.

(Vay Kurban’dan)

İşte, felsefe budur. Yurtseverlik felsefesidir. Bir dönüşümü sağlayacak bilinçli bir sevgidir bu. Çok da toplumsaladır. Sosyalist düşüncenin yarattığı ve beslediği bir düşüncedir. Cehennemi cennete dönüştürmek, bir savaşımı göze almaktır bu felsefe:

Seni sevmek,

Felsefedir; kusursuz, imandır, korkunç sabırlı,

İp'in, kurşunun rağmına.

Yürür, pervasız ve güzel.

Akan sulan çevirir,

Buyurur, kitabmca...22

(Vay Kurbandan)

Bu yurt, bu değişimi yakalayacaktır. Karanlık, bir gün kaçacak, koynunda yatandan sunulan beynimizin ışığıyla aydınlık gelecektir. Ve iş gücü, şafakla doğacak, halkı mutlu kılacaktır:

Her mevsim daha genç, daha verimli,

Sunar, pırıi-pmİ, sebil,

Ömrümün en güzel aşk hasadım,

Elimizin hünerinde yeryüzü,

uuiu sujıu, guıat unııe, guım çucuKiur,

Bir’e cm, bir’e yüzle akşama gebe

Şafakla doğan iş gücü,

Yalanım yok, sözüm erkek sözüdür,

0 sevda, böyledir çünkü. ..n

(Vay Kurban'dan)

Erdost, Ahmed Arifin, ülkenin bilinçli olarak Amerikanlaştırılması karşısında, aydınlarla birlikte, kendi özünün de soğurulduğunu sezmeye başladığını söylüyor. Bu “kusursuz felsefe", geceyi ayağa kaldıran çığlığın değil, missurileşme gününden (ABD’nin Mîssouri zırhlısının. Ölen Türkiye Büyükelçisi’nin cenazesini Türkiye’ye getirmesiyle başlayan ABD-Türkiye ilişkilerini vurguluyor) kalan şenliklerin sesini duymakta ısrarlıdır aydınlar. Almanın vermek olduğunu söyleyen felsefe de zindandadır.*4

22.          Ahmed Arif, agy, i,47.

23.          Ahmed Arif, agy, s.49.

24.          Muzaffer İlhan Erdost. agy, s.82.

1, Refik Durbaş, Ahmed Arif Anlatıyor, s. 19, Cem Yay mevt, 1990, İstanbul.

10. Muzaffer îlhart Erdost, sgy, s.77.

Diğerleri

Hasretinden Prangalar Eskittim. Reklam Sahnesi

Ahmed Arif Ve Niyazi Akıncıoğlu Üzerine

Şiir Analizi | Gülten Akın: “Ahmed Arif’in şiiri baştan sona somut gerçeklere dayanan bir şiir

TAMBURANIN TELİ / Can YÜCEL

AHMED ARİF'İ ZİNDANLARA DÜŞÜREN ŞİİR

Tanzimat’tan sonra şiirimiz

Degişim İçin Önemli Adım

Ahmed Arif üzerine düşüneceğimiz...

Ahmet Arif'i Yaratan Ortam

Rasim Öztekin, Ahmet Arif oldu

Ahmed Arif, Hasretinden Prangalar Eskittim kitabının yayınlanma öyküsünü anlatıyor

33 Kurşun'un filmi çekiliyor

Bob Marley

yaşamak direnmek...

Bob Marley

Zinedine Zidane

Wintu Kabilesi’nden bir kadın

Sioux Kabilesi Ayakta Duran Ayı

SENİ ANLATIYORUM ÇARPIŞMADA /Abidin AYDIN

SENİ ANLATIYORUM ÇARPIŞMADA /Abidin AYDIN
 
 
Site İçi Arama
 
Üye Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

 
Kayıt Ol - Şifremi Unuttum
   
COPYRIGHT 2010 © Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Alıntı Yapılamaz.
Networkbil.Net

Evden eve nakliyat    Eyüp Evden eve nakliyat